Ana Sayfa Rüya Uyku İslam'da Rüya Rüya Hakkında Bilinmeyenler




Rüya Hakkında İlk Rüya Yorumları
Atalarımız; “Yorumlanmamış bir rüya okunmamış bir mektuba benzer” diyerek rüyaya verilen öneme o zamanlarda dikkat çekmişlerdir. Yetmiş beş yıllık bir ömrün yirmi beş yılını yani yaklaşık üçte birini uykuda geçirir insanoğlu. Eski çağlardan beri insanları ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar tarafından da çok önem verilmiş ve rüyaların tanrılar tarafından verilen ceza ve hediye olabileceğine inanmışlardır. Kahinler sonraki zamanlarda rüyalar hakkında yorumlar yapmaya başlamışlardır. Rüyalara ilk yorum yapan kişilerin nerede ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte, Babil kâhinlerinin büyük ün yaptıkları görülür. Rüya yorumları ile ilgili ilk kitapların eski Mısırlılar, Eksi Yunanlılar ve Arapların yazdıkları görülür. Belirli rüyaların anlamlarının zamanla kesinleştiği görülür.

Nasıl Rüya Görülür
İnsan bedeninin gün içindeki çalışmalardan kaynaklanan yorgunluğun atılması ve sinirlerin dinlenmesi için uykuya ihtiyacı vardır. Ruhbilimci Sigmund Freud kişinin bilinçaltındaki düşüncelerinin, özlemlerinin ya da dileklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiğini varsayar ve bunu rüya olarak adlandırır. Freud’a göre bilinçaltında kalmış olan olgular ortaya çıkabilmek için kendilerine farklı bir yol aramaktadırlar ve buldukları yol rüyadır. Günümüzde Freud’un rüya hakkındaki fikirlerini benimsemiş olan bilim adamı ve doktorlar rüyaları önemsemekte ve rüyalara bilimsel yorumlar getirmektedirler.
Birçok soyut kavramın bilimsel zeminde açıklaması yapılabilmektedir ancak rüya kavramını bu şekilde tanımlamak mümkün değildir bu nedenle bilimsel verilerler yapılamayan açıklamaların dinsel yönden açıklanabildiği görülmektedir. Dinsel yönden yapılan tanımlamada ise ruhun bedenden ayrıldığı zaman yaşanan olaylar olarak rüya kavramı açıklanmaktadır.
Rüyalarda belli bir zaman kavramının olmadığı gördüğümüz birkaç dakikalık rüyada çok hızlı gelişen olayların olmasından anlayabiliriz. Kimi sabaha kadar rüya gördüğünü iddia eder ve saatlerde anlatabilir. Zaman kavramını kişi uyandıktan sonra beynin öğretileri ve alışkanlıkları doğrultusunda kendisi saptar.

Rüya Hakkındaki Bilimsel Deneyler
Rüyanın süresi üzerinde kesin bir sonuca varamayan bilim adamlarının kimi rüyanın birkaç saniye sürdüğünü iddia ederken bazıları da saatlerce devam eden rüyaların olabileceğini savunmuşlardır. Bu tartışmaların devam ettiği sürelerde araştırmalarıyla tanınan Dr. Klein yaptığı çalışmalarda gönüllü olarak hipnozla uyuttuğu kişiler üzerinde çeşitli denemeler yapmaya başladı. Uyuttu ve uyandırıp rüyalarını dinlediği insanların 20 saniyeden fazla rüya görmediklerini saptadı. Deneklerin gördükleri 3-5 saniyelik rüyalarını saatlerce anlatabildiğini gören bilim adamı denemeleri sürdürdü ve neticede en uzun rüyanın 90 saniyeyi geçemeyeceğine karar verdi.
Dr. Kleitman ve öğrencisi Aserinsky 1953 yılında başladıkları çalışmalarda Dr. Klein gibi gönüllü denekler kullanmışlardır. Kişilerin uyku esnasındaki kısa ve uzun süren süratli göz hareketlerini takip eden bilim adamları bu süreçlerin hemen sonunda kişileri uyandırarak araştırmalarına devam ettiler. Bu göz hareketlerinin yavaşladığı ve hızlandığı süreçlerde kişilerin rüya görmekte olduklarını saptayan bilim adamları bunu ilim çevrelerine ilan ettiler ve bunu ömrü boyunca hiç rüya görmediğini iddia eden kişiler üzerinde denemeler yaparak duyurdular. Aslında herkesin rüya gördüğünü ancak uyandıktan sonra rüyalarını hatırlamadıklarını ilan ettiklerinde büyük şaşkınlıkla karşılandılar ancak bu tespitin tümüyle doğru olduğunu deneylerle ortaya koydular.